Yazı Detayı
27 Nisan 2018 - Cuma 08:03
 
Ey Özgürlük
Veli Doğan
 
 

 

Son yıllarda çok işittiğimiz laflar var. Her dönem, kendisini belirli sembollerle, belirli işaretlerle, belirli sloganlarla ve belirli hitaplarla hatırlatır. Mesela Demirel döneminde hatırladığım “Hükümetin Başı” ve “binaenaleyh” sözü, Kenan Evren’in “Netekim” ve  “Asmayalım da besleyelim mi ?” sözü, Turgut Özal’ın ellerini başının üzerinde birleştirmesi, “alışırsınız” ve “ Benim memurum işini bilir.” Sözü, Erbakan’ın “Kadayıfın altı kızarmış mı?” sözü, iyisiyle kötüsüyle hatırlanır hala.

Şimdilerde ise işaretler ve hitabetler de değişti. Rabia işareti, “sen kimsin ? ” ve          “ Eyyy “ hitabı ile başlayan ve kim bilir kimlere giden göndermeler en çok duyduğumuz hitaplardan.

Bir şarkı var, severek dinlediğim, anlamlı, yıllardır güncelliğini yitirmeyen. Zülfü Livaneli bestesi, aşkın ve devrimin şairi olarak bilinen Fransız şair Paul Éluard’ın şiiri. Neden bilmem bir kez daha geldi aklıma… Belki de “ey” hitabının anımsatması…

Okulda defterime
Sırama ağaçlara
Yazarım adını

Bir sözün coşkusuyla
Dönüyorum hayata
Senin için doğmuşum haykırmaya
Ey özgürlük ! 

 

            Bir dostum yazmıştı özgürlük hakkında. “Özgürlük; insanlık tarihinin üzerinde en fazla konuştuğu sözcük, uğruna en ağır bedellerin ödendiği umut, yüzyıllarca kölelerin, yoksulların, mahkumların peşinden koştuğu bir rüya, gençliğe gelecek vadeden büyülü sözcük.

Her ulusun tarihinde özgürlük sevdalıları vardır: Parayı, pulu mevkiyi reddeden, insanların özgürlüğü için hayatını ortaya koyan, özgürlüğün rüyasını gören. Özgürlük sevdalıları, Spartaküs gibi unutulmaz isimlerdir. Diktatör seviciler de vardır her milletin tarihinde, en iğrenç en çirkin, en pis işlerin insanlarıdır onlar.”

Özgürlük, o kadar geniş bir kavram ki; hala sınırları çizilemiyor. Düşünce özgürlüğü, ifade özgürlüğü, ekonomik özgürlük, inanç özgürlüğü, ibadet özgürlüğü,  dinsel ve cinsel özgürlük ve daha pek çok alanda tanımlanabilecek özgürlükler. Temel hak ve özgürlükler ise yasalarla belirlenmiş olup insanın doğuştan sahip olduğu, insanın insanca yaşayabilmesi için gerekli olan haklardır. Örneğin; yaşama hakkı,  haberleşme, seyahat, mülkiyet, adil yargılanma, konut dokunulmazlığı, eğitim, sağlık, sosyal güvenlik hakları bu kapsamdadır.

Siyasal denetimin doğrudan doğruya halkın ya da düzenli aralıklarla halkın özgürce seçtiği temsilcilerin elinde bulunduğu, toplumsal ve ekonomik durumu ne olursa olsun tüm yurttaşların eşit sayıldığı yönetim biçimi olarak tanımlanan DEMOKRASİ kavramı özgürlüklerin önünü açmakla beraber herhangi bir koşulla sınırlanmama, zorlamaya, kısıtlamaya bağlı olmaksızın düşünme ve davranma durumu olarak adlandırılan ÖZGÜRLÜK kavramını tam olarak kapsamamaktadır.

Tarih öncesinden bu yana süregelen özgürlük mücadelesi, her çağda farklı bir arayışla kendini göstermiş, farklı mücadele yöntemleri ile vücut bulmuştur. Feodaliteye karşı orta çağda kölelerin özgürleşme mücadelesi, endüstrileşme sonrası vahşi kapitalizme karşı işçilerin mücadelesi, Fransa’da mutlak monarşiye karşı 1789’daki Cumhuriyet mücadelesi, Rus Çarlığına karşı devrim mücadelesi, ABD’de beyaz ırkçılığa karşı zencilerin mücadelesi, ve tarih boyunca devam eden Kadınların özgürleşme mücadeleleri ilk anda aklıma gelen örnekler. Yakın tarihte Dalai Lama, Gandhi, Martin Luther King, Nelson Mandela gibi özgürlük savaşçıları dünyada öncülük yapmış kişilerdir.

Anadolu’da Şeyh Bedrettin, Hacı Bektaş Veli, Pir Sultan, Yunus Emre, Karacaoğlan, Köroğlu geleneği ile oluşan kadın erkek eşitliği, birlikte üretme, birlikte paylaşma mücadelesi sonrasında, yakın tarihimizde Namık Kemal ve Tevfik Fikret  ile simgeleşen özgürlük arayışı emperyalist işgale karşı Mustafa Kemal Atatürk ile vücut bulmuş ve “ Ya istiklal, ya ölüm !” düsturu ile toplumu birleştirmiş ve özgürleştirmiştir.  

Demokrasi taraftarı; özgürlük için, mutlak bir otorite sergileyen baskıcı yönetimlere karşı mücadele edilmesi gereğini düşünür. Gerçek demokrasi ancak ekonomik eşitliğe ve düşünce özgürlüğüne dayanabilir. Günümüzde Hukuk anlayışı, yurttaşların özgür ve eşit olarak doğuştan vazgeçilmez hakları ve kendi yazgılarını belirleme hakları gözetilerek katıldıkları bir toplumsal sözleşme yani yasa ve anayasa üzerine yükselir.

İnsan yaşamı, zorunluluklar dünyasından özgürlükler dünyasına yürüyüştür. İnsan bu yürüyüş içinde gelişmiştir. Özgürlük ve demokrasi için günün şartlarına göre,  bazen bayram havasında, bazen Kurtuluş Savaşında olduğu gibi ölümüne mücadele edilir. Kaçınılmaz olan şudur: Her ne olursa olsun insanlık demokrasiyi ve özgürlüğü hakim kılacaktır. Bu şartlarda söylenmesi gereken söylem “Eyyy özgürlük” değil, “EY ÖZGÜRLÜK” olmalıdır.

 
Etiketler: Ey, Özgürlük,
Yorumlar
Haber Yazılımı